Herkes bir şeyler paylaşıyor, bir yerlere yerleşmenin ya da yeni bir şehre taşınmanın telaşında ama ben kaç gündür şu masanın başından kalkamıyorum. 12 bitti, okul bitti; birden etrafımdaki o kalabalık ses gürültü bıçak gibi kesildi. Sabahları alarm çalmadığında ya da akşama kadar aynı test kitabının başında tek başıma kaldığımda mezunluğun aslında ders çalışmaktan çok bu "sessizlikle" baş etme sanatı olduğunu anladım. Arkadaşlarımın Instagram hikayelerine bakıyorum; kimi ev tutma derdinde, kimi kulüp seçiyor. Bizse sanki geçen sene zamanı durdurmuşuz da aynı dairesel döngünün içinde tek başımıza dönüp duruyoruz. İnsan 500 kişilik bu grupta bile kendini böyle yapayalnız hissedebiliyorsa, tek başına kütüphane köşelerinde ne hissetmesin ki? Hepimiz aynı dertten muzdaripiz ama hepimiz kendi küçük odalarımızda tek başımızayız. Sadece... Bugün bu his göğsüme biraz fazla oturdu, aynı masanın başında aynı duvarlara bakan birilerinin olduğunu bilmek belki iyi gelir diye yazmak istedim.